Pet şişeler kaç kere kullanılır ?

SULTAN

Global Mod
Global Mod
Pet Şişeler Kaç Kere Kullanılır? Bilimsel Veriler Ne Söylüyor?

Pet Şişeler Kaç Kere Kullanılır? Sorunun Göründüğünden Daha Karmaşık Olmasının Nedeni

Pet şişeyi bitirdikten sonra içine tekrar su doldurup masanın üzerine koymak çoğumuzun yaptığı son derece sıradan bir davranış. Ben de bu konuyu araştırmaya başladığımda ilk sorunun “Plastik şişe kaç kez kullanılabilir?” olduğunu düşünüyordum. Fakat bilimsel çalışmalara baktıkça bunun aslında tek bir rakamla cevaplanamayacağını fark ettim. Çünkü burada aynı anda mikrobiyolojik güvenlik, plastikten suya madde geçişi, sıcaklık, güneş ışığı, şişenin fiziksel olarak yıpranması ve kullanım süresi gibi farklı değişkenler devreye giriyor.

Bu nedenle “PET şişe 2 kez kullanılır”, “5 kez kullanılır” veya “10 kez kullanılır” şeklinde kesin sınırlar vermek bilimsel açıdan doğru değil. Araştırmaların önemli bir bölümü belirli sıcaklık ve kullanım koşullarında yapılmış deneylerdir; gerçek hayattaki kullanım biçimleri ise çok daha değişkendir.

Özellikle burada önemli bir ayrım var: PET şişe ile tekrar tekrar kullanılmak üzere tasarlanmış yeniden kullanılabilir bir şişe aynı ürün değildir. PET, yani polietilen tereftalat, gıda ve içecek ambalajlarında yaygın kullanılan bir termoplastiktir. Tek kullanımlık bir PET şişenin tasarım amacı ile paslanmaz çelik, cam veya özel yeniden kullanılabilir plastik şişenin tasarım amacı aynı değildir.

Dolayısıyla gelin “kaç kere?” sorusunu bir sayı aramak yerine, hangi koşullarda ne kadar güvenli? sorusuyla inceleyelim.

PET Şişe Neden Tekrar Kullanıldığında Farklı Bir Ürüne Dönüşüyor?

PET'in kendisi, normal kullanım koşullarında gıda ambalajlarında kullanılmak üzere değerlendirilmiş bir polimerdir. Ancak bir ambalajın gıda ile temas etmesi, onun sınırsız süreyle tekrar tekrar kullanılabileceği anlamına gelmez.

Tekrar kullanım sırasında iki temel süreç önem kazanır.

İlki mikrobiyolojik risk. Şişenin ağız kısmına dokunmak, doğrudan şişeden içmek ve içine tekrar su doldurmak, mikroorganizmaların şişeye taşınmasına neden olabilir. Şişe kapalı ve steril bir laboratuvar ortamında tutulmadığından, zaman içinde biyofilm oluşumu gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

İkincisi ise kimyasal migrasyon, yani ambalajdaki bazı maddelerin içeceğe geçmesidir.

Bu konuda 2012 yılında Journal of Environmental Monitoring dergisinde yayımlanan Tukur ve arkadaşlarının çalışması dikkat çekici. Araştırmacılar İngiltere ve Nijerya'daki PET şişe kullanım alışkanlıklarını inceledikten sonra laboratuvar deneyleri gerçekleştirdi. Antimon migrasyonunu değerlendiren araştırmada sıcaklığın önemli bir değişken olduğu görüldü. 40 ve 60 °C gibi sıcaklıklarda 48 saatlik maruziyetlerde ölçülen antimon konsantrasyonları AB kabul limitinin altında kalırken, 80 °C'de yapılan deneylerde limitin aşılabildiği bildirildi.

Buradan “PET şişe tehlikelidir” sonucu çıkarmak doğru olmaz. Tam tersine, deneyin gösterdiği şey koşulların sonucu değiştirdiğidir.

Kaç Kez Kullanıldığı mı, Nasıl Kullanıldığı mı Daha Önemli?

Bence tartışmanın en önemli noktası tam olarak burası.

Bir PET şişeyi bir gün boyunca oda sıcaklığında su taşımak ile aynı şişeyi haftalar boyunca kullanmak, sıcak arabada bırakmak veya güneş altında bekletmek aynı senaryo değildir.

2011 yılında yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar PET ve polikarbonat şişelerde tekrar kullanım sıklığının antimon ve brom geçişine etkisini inceledi. PET şişeler 27 defaya kadar yeniden kullanıldı. Sonuçlarda tekrar kullanım sıklığının, farklı sıcaklıklarda PET'ten suya antimon geçişini artıran önemli faktörlerden biri olduğu görüldü. Ancak ölçülen yaklaşık 360 ng/L düzeyindeki antimonun mevcut günlük kabul edilebilir alım tahminlerine göre ciddi bir sağlık riski oluşturmadığı da belirtildi.

Bu sonuç çok önemli çünkü bize iki farklı şeyi aynı anda söylüyor:

Bir: Tekrar kullanım kimyasal migrasyonu etkileyebilir.

İki: Bir maddenin tespit edilmesi otomatik olarak sağlık açısından tehlikeli olduğu anlamına gelmez.

Bilimsel risk değerlendirmesinde “madde bulundu mu?” sorusundan sonra “hangi konsantrasyonda bulundu, ne kadar süre maruz kalındı ve bu miktarın toksikolojik karşılığı nedir?” soruları gelir.

Bu ayrımı yapmadan internetteki “plastikten şu madde çıktı” haberlerini yorumlamak kolayca yanlış sonuçlara götürebilir.

Sıcaklık Neden Bu Kadar Önemli?

PET şişeler konusunda en çok dikkat edilmesi gereken pratik faktörlerden biri sıcaklıktır.

Yüksek sıcaklık, ambalaj malzemesi ile içindeki sıvı arasındaki etkileşimleri değiştirebilir. Bunun yanında güneş ışığı ve UV maruziyeti de önemlidir.

Örneğin Schmid ve arkadaşlarının Water Research dergisinde yayımlanan çalışmasında, güneş ışığı altında su dezenfeksiyonu amacıyla kullanılan PET şişeler incelendi. Araştırmacılar farklı kaynaklardan alınmış kullanılmış PET içecek şişelerinde suya geçebilen bazı organik maddeleri analiz etti. DEHA ve DEHP için ölçülen maksimum konsantrasyonlar sırasıyla 0,046 ve 0,71 µg/L olarak raporlandı ve araştırmacılar bu koşullar altında incelenen maruziyet açısından önemli bir sağlık riski saptamadı.

Buradaki ince ayrıntı önemli: Bu çalışma “PET şişeyi istediğiniz kadar güneşte bırakabilirsiniz” anlamına gelmiyor. Çalışmanın amacı belirli bir su dezenfeksiyon yönteminin güvenliğini değerlendirmekti. Bilimsel çalışmaları günlük hayata aktarırken deney koşullarının gerçek kullanım koşullarıyla aynı olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli.

Bu nedenle benim açımdan en mantıklı tüketici yaklaşımı şu: PET şişeyi sıcak arabada, doğrudan güneş altında veya yüksek sıcaklığa maruz kalacağı ortamlarda tekrar tekrar kullanmamak.

“Plastikten Kanser Yapan Madde Çıkıyor” İddiasına Nasıl Yaklaşmalıyız?

Bu konuda internette özellikle BPA, ftalatlar ve antimon üzerinden çok sayıda iddia bulunuyor.

Öncelikle BPA konusunda sık yapılan bir hata var: BPA, özellikle polikarbonat plastiklerle ilişkilendirilen bir bileşiktir; sıradan PET şişeyi otomatik olarak “BPA şişesi” şeklinde değerlendirmek doğru değildir.

Ftalatlar konusunda ise PET şişelerdeki migrasyonu araştıran çalışmalar mevcut. Örneğin 2020 yılında yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar iki ticari PET şişe markasını tekrar tekrar doldurarak DEHP geçişini ölçtü. Deneylerde DEHP tespit edildi ve 60 ± 2 °C'deki koşullarda migrasyonun 27 ± 2 °C'ye kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek olduğu bulundu. Araştırmacıların gerçekleştirdiği risk değerlendirmesi, incelenen koşullarda 30 yıllık sürekli tüketim varsayımı altında belirgin akut veya kronik sağlık riski göstermedi; ancak sıcak koşullarda risk göstergelerinin yükseldiğini ve tekrar kullanım sayısının artmasıyla migrasyonun dikkat çekici hale gelebildiğini belirttiler.

Bu, bilimsel okuma açısından güzel bir örnek: Araştırmacılar hem kimyasalı ölçüyor hem de ölçülen miktarı toksikolojik risk modeliyle karşılaştırıyor.

Yani “tespit edildi” ile “zararlı düzeye ulaştı” arasında ciddi bir fark var.

Mikroplastik Meselesi de Aynı Şekilde Yorumlanmalı

Son yıllarda PET şişelerle ilgili tartışmanın bir diğer ayağı mikroplastikler.

Dünya Sağlık Örgütü'nün içme suyundaki mikroplastikler üzerine değerlendirmesi, mevcut verilerin önemli belirsizlikler içerdiğini ve insan sağlığı üzerindeki etkilerin daha iyi anlaşılması için araştırmaya ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor. WHO'nun 2019 değerlendirmesinde, mevcut seviyelerde içme suyundaki mikroplastiklerin insan sağlığı açısından belirgin bir risk oluşturduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığı, ancak bilgi boşluklarının devam ettiği belirtilmişti.
 
Üst