Öznellik ve nesnellik ne demek ?

Erdemitlee

Global Mod
Global Mod
Öznellik ve Nesnellik: İki Zıt Dünyanın Hikayesi

Herkese merhaba! Bugün sizlere, gözlemlerimizin ne kadar farklı olabileceğine dair bir hikaye anlatmak istiyorum. Hikayemizin kahramanları, farklı bakış açılarına sahip iki kişi olacak: biri çözüm odaklı, stratejik düşünen bir adam, diğeri ise empatik ve ilişkisel bir kadındır. Aralarındaki farkları keşfederken, öznellik ve nesnellik kavramlarını nasıl birbirinden ayrılabileceğimizi ve bunların hayatımıza nasıl yön verdiğini daha iyi anlayacağız. Hadi gelin, bu farklı bakış açılarını anlatan hikayeye dalalım.

Hikaye: Bir Bıçak ve İki Kişi

Bir zamanlar, küçük bir kasabada yaşayan Elif ve Cem, eski bir terkedilmiş evde bir keşif yapmaya karar verdiler. Bu ev, kasabanın tarihini ve geçmişini anlatan birçok sırrı barındırıyordu. Elif, bu evin derinliklerine inmek, her köşesini keşfetmek istiyordu. Ancak Cem, her zaman olduğu gibi, evi daha mantıklı bir şekilde değerlendirmeyi, ne zaman geri dönmeleri gerektiğini planlamayı ve güvenliği sağlamayı tercih ediyordu.

Bir gün, evin bodrumuna indiklerinde, eski bir sandıkla karşılaştılar. Sandığın içinde, tozlu eski kitaplar, eski haritalar ve bir bıçak vardı. Bıçak dikkatlice çıkarıldığında, üzerinde anlam veremedikleri bir yazı vardı: "Gerçek, gözlemlerden doğar."

Elif, bu yazıyı gördüğünde, sadece yazının üzerinde ne yazdığına takıldı. "Gerçek," dedi, "aslında gördüğümüz ve hissettiğimiz her şeyin bir yansımasıdır. Yani her biri farklı bakış açılarından şekillenir." Cem ise, hemen nesnel bir yaklaşım benimsedi. "Hayır," dedi, "gerçek, gözlemlerle doğrulanan ve herkesin aynı şekilde görebileceği bir şeydir. Bıçak, bu evin içindeki her şey gibi, somut bir gerçeği yansıtıyor."

Öznellik: Elif’in Bakış Açısı

Elif, bıçağın tarihsel ve duygusal değerine odaklanmaya karar verdi. Bıçak sadece bir nesne değildi onun için; bir hikaye anlatıyordu. Belki de bıçak, yıllar önce burada yaşamış birinin savunma aracıydı. Ya da belki de bu bıçak, kasabanın tarihi ile ilgili gizemli bir sırrı barındırıyordu. Elif, bu nesnenin ardındaki anlamı çözmeye çalışıyordu. O an için bıçak, yalnızca bir metal parçası değil, kasabanın geçmişinden bir parça, geçmişin hissettirdiği bir duyguydu.

Elif’in bakış açısında, duygular ve kişisel deneyimler çok önemliydi. Nesnellik onun için geçerli bir bakış açısı değildi; zira her şeyin bir anlamı, her şeyin duygusal bir bağlamı vardı. Bıçak, ona göre, kasabanın tarihini anlamak için bir anahtardı. O, her zaman toplumsal bağları ve bireysel duyguları göz önünde bulundurarak çözüm arayacaktı.

Nesnellik: Cem’in Bakış Açısı

Cem ise durumu tamamen farklı bir açıdan değerlendirdi. "Bıçak sadece bir bıçak," dedi. "Gerçek şu ki, buraya gelmemizin bir nedeni var. Sandığı açmalıyız, evin yapısını incelemeliyiz ve çıkarken güvenliğimize dikkat etmeliyiz. Duygusal analizlerdense, somut verilere dayalı bir yaklaşım benimsemeliyiz." Cem için bıçak, sadece bir arkeolojik buluntu ya da tarihi bir eşya olabilirdi. O, bu nesneyi anlamak için, onu sadece bilimsel bir bakış açısıyla ele alıyordu. Yazı, ona göre yalnızca bir kayıt, bir gözlemdi.

Cem’in bakış açısı tamamen nesneldi. O, durumları değerlendirmekte kişisel düşüncelerden bağımsız kalmayı tercih ediyordu. Her şeyin doğru ya da yanlış olmasını, somut verilere dayanarak ortaya koymayı savunuyordu. Nesnellik, onun için güvenli bir yoldu. Duygular veya anlamlar ona göre birer yanılgıydı. Ona göre, yalnızca gözlemler ve bilimsel veriler gerçeği anlatabilirdi.

Tarihsel Bir Perspektif: İnsanların Farklı Bakış Açıları

Tarihe baktığımızda, öznellik ve nesnellik arasındaki ayrım, toplumların düşünme biçimlerini, bilimsel anlayışlarını ve hatta toplumsal yapılarını şekillendirmiştir. Antik Yunan'da, filozoflar doğayı anlamak için farklı bakış açıları geliştirmişlerdi. Platon, idealar dünyasını savunarak, her şeyin daha yüksek bir düzeyde var olduğuna inanıyordu. Öte yandan Aristoteles, doğayı gözlemlerle anlamaya çalışıyordu. Bu ayrım, günümüzün öznellik ve nesnellik tartışmalarının temellerini atmıştır.

Toplumsal düzeyde, özellikle tarih boyunca erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik yaklaşımları, kadınların ise daha çok empatik ve ilişkisel yaklaşımları ön planda olmuştur. Elif ve Cem’in bakış açıları arasında görülen farklar, bu toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansıması olabilir. Ancak burada önemli olan, her bireyin kendi içindeki dinamikleri keşfetmesi ve kendine uygun bir bakış açısı geliştirmesidir.

Gerçekten “Gerçek” Nedir?

Hikayenin sonunda Elif ve Cem, bıçağın anlamını sorgularken, birbirlerinin bakış açılarına daha fazla saygı göstermeyi öğrendiler. Cem, Elif’in duygusal bakış açısını daha iyi anlamaya başladı ve Elif de Cem’in somut verilere dayalı yaklaşımını takdir etti. Birlikte, bıçağın ardındaki gerçek anlamı bulmak için hem nesnel hem de öznellikten faydalanarak bir çözüm geliştirdiler.

Bu hikayede olduğu gibi, öznellik ve nesnellik hayatımızdaki pek çok durumu şekillendirir. Bir olay ya da durum, bazen tamamen nesnel bir bakış açısıyla anlaşılabilirken, bazen de kişisel deneyimler ve duygusal bağlamlar onu farklı bir şekilde yorumlamamıza yol açar.

Sizce öznellik ve nesnellik arasında bir denge kurmak mümkün mü? Gerçekten, her olayın hem duygusal hem de bilimsel bir açıklaması olabilir mi?

Bu sorular üzerinden düşünerek, farklı bakış açılarını daha derinlemesine keşfetmek, hem kendi iç yolculuğumuza hem de toplumsal anlayışımıza katkı sağlayabilir.
 
Üst