Türkleşmek Islamlaşmak muasırlaşmak ne anlatıyor ?

Erdemitlee

Global Mod
Global Mod
[color=]Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak: Ne Anlatıyor?

Merhaba forum arkadaşlarım! Bugün oldukça derin bir konuyu tartışacağız: Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak... Bu başlık, hem tarihsel hem de toplumsal açıdan çok önemli bir kavram. Bu eserde, Türk milletinin modernleşme sürecinin nasıl şekillenmesi gerektiği üzerine büyük bir düşünür olan Ziya Gökalp'in fikirleri yer almakta. Atatürk’ün de çokça referans verdiği bu eserin, yalnızca bir ideoloji değil, bir toplumun kimlik ve gelişim arayışının sembolü olduğunu düşünüyorum.

Hepimiz farklı bakış açılarına sahibiz, değil mi? Erkeklerin genellikle daha stratejik ve sonuç odaklı düşündüğü, kadınların ise toplumsal ilişkiler ve duygusal etkileşimler üzerine daha fazla düşündüğü bir ortamda, bu eserin sunduğu fikirleri nasıl değerlendirdiğimizi görmek ilginç olacak. Gelin, hep birlikte Ziya Gökalp’in Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adlı eserini derinlemesine tartışalım ve her bir öğesini farklı bakış açılarıyla ele alalım.

[color=]Türkleşmek: Kimlik ve Ulusal Aidiyet

Ziya Gökalp, bu eserde Türkleşmek terimiyle, Türk milletinin kendi kimliğine sahip çıkması gerektiğini savunur. Ona göre, bir milletin kültürel ve tarihsel değerleri modern dünyanın talepleriyle uyumlu hale getirilmelidir. Türk milletinin geçmişini, kültürünü ve dilini bilmesi, bunlara sahip çıkması gerektiğini savunur. Ancak burada önemli bir nokta vardır: Türkleşmek, etnik bir kimlik ya da ırkçılık değil, bir milletin toplumsal aidiyeti ve milli birlik anlayışıdır.

Erkekler için bu kavram daha çok bir stratejik hamle olarak görülebilir. Gökalp'in Türkleşmek vurgusu, Türk milletinin kendi kültürünü, dilini ve değerlerini ulusal bir aidiyet duygusu ile şekillendirmesini ifade eder. Bu perspektiften bakıldığında, Türkleşmek aslında bir toplumun sosyal yapısını güçlendiren ve toplumsal dayanışmayı sağlayan önemli bir süreçtir. Toplumsal yapıyı daha kuvvetli bir temele oturtmak için bu kimliğin korunması, sürekli olarak geliştirilmesi gerektiği düşünülür.

Kadınlar ise bu durumu daha çok toplumsal bağlam içinde değerlendirir. Türkleşmek, kadınlar için sadece ulusal kimliği ifade etmekle kalmaz; aynı zamanda bir toplumun kültürünü yaşatmanın, kadınların toplumdaki yerini güçlendirmenin bir yolu olarak da görülür. Kadınların eğitimi, toplumsal hakları ve genel anlamda toplumdaki eşitlikçi yapı Türkleşmek anlayışının önemli bileşenleridir. Kadınlar için bu kimlik, sadece bir kültürel aidiyet değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik ve yükselme mücadelesi anlamına gelir.

[color=]İslamlaşmak: Din ve Toplumsal Yapı

Gökalp'in İslamlaşmak kavramı, Türk toplumunun İslam’ın evrensel değerlerini benimsediği bir dönemi ifade eder. Ancak burada Gökalp'in söylemek istediği şey, dinî değerlerin toplumla uyumlu bir şekilde çağdaş dünya ile barış içinde var olabilmesidir. İslamlaşmak, bir anlamda dini değerlerle modern yaşamın dengeli bir şekilde yürütülmesini savunur.

Erkeklerin bu kavrama yaklaşımı genellikle daha rasyonel ve pragmatik olabilir. Onlar için, İslam’ın evrensel değerleri toplumun moralsel ve ahlâki yapısını sağlam tutarken, çağdaşlıkla uyum içinde olabilmek büyük bir stratejidir. Gökalp, dinin toplumun çağdaşlaşmasını engellemediğini, aksine toplumun daha adil ve çağdaş bir yapıya kavuşabilmesi için gereken temel unsurlardan biri olduğunu savunur.

Kadınlar açısından ise, İslamlaşmak kavramı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları ile doğrudan bağlantılıdır. İslam’ın kadınlar için sunduğu haklar ve fırsatlar, kadınların toplumsal hayatta daha etkin bir şekilde yer almasını sağlamak için önemlidir. Kadınlar, bu bağlamda, dinin toplumsal eşitlik ve adalet gibi değerlere nasıl katkı sağlayabileceğini daha çok sorgularlar.

[color=]Muasırlaşmak: Modernleşme ve Batılılaşma

Gökalp’in Muasırlaşmak anlayışı, Batı'nın bilim, hukuk, eğitim ve kültür sistemlerini kabul etmekle birlikte, Türk milletinin kendi kimliğini ve kültürünü de unutmaması gerektiği fikrini taşır. Muasırlaşmak aslında, çağdaşlaşmak ve modernleşmek anlamına gelirken, Batı'nın yalnızca teknolojik ilerlemesiyle değil, aynı zamanda Batı medeniyetinin hukuk ve toplum düzeni gibi alanlarına da bir adaptasyonu ifade eder.

Erkekler için muasırlaşmak genellikle daha çok stratejik bir yaklaşım sunar. Batı'nın gelişmiş ekonomilerini, güçlü askeri yapısını ve toplumsal düzenini örnek alarak, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırmak, ekonomik kalkınmayı sağlamak ve toplumsal refahı yükseltmek için gereklidir. Gökalp, bu bağlamda Batı'yı idealize etmemekle birlikte, Batı’dan alınacak derslerle toplumun daha modern bir yapıya kavuşmasını ister.

Kadınlar ise, muasırlaşmak kavramını daha çok toplumsal eşitlik ve insan hakları perspektifinden ele alabilir. Batı’nın kadın hakları, eğitimde fırsat eşitliği ve iş gücüne katılım konusundaki başarıları, Türkiye’de de kadınların toplumsal yerinin güçlenmesi için bir referans olabilir. Kadınlar için bu, sadece ekonomik ve siyasi başarıyla ilgili değil, aynı zamanda toplumsal yapının daha eşitlikçi ve adaletli bir hale gelmesiyle ilgilidir.

[color=]Sonuç: Ne Düşünüyorsunuz?

Gökalp’in Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak eserinde ortaya koyduğu düşünceler, Türk toplumunun modernleşme sürecini şekillendiren önemli fikri temellerdir. Ancak bu temellerin her biri farklı toplumsal dinamiklerle şekillendirilmiştir. Erkeklerin genellikle stratejik bir bakış açısıyla ulusal kalkınma ve uluslararası başarı üzerine odaklanmaları, kadınların ise toplumsal eşitlik ve adalet gibi kavramlarla daha empatik bir ilişki kurmaları, bu eserin etkisini farklı bakış açılarıyla değerlendirmemize olanak tanır.

Peki sizce, muasırlaşma sadece Batı’dan alınan bir sistem mi olmalı, yoksa Batı ile kendi kültürümüzü harmanladığımız bir modernleşme mi hedeflenmeli? Bu eser, gerçekten de Türk toplumunu daha eşitlikçi ve adil bir hale getirebilir mi? Yorumlarınızı paylaşmanızı bekliyorum!
 
Üst