Ötelenme nedir TDK ?

Baris

New member
Ötelenme Nedir? TDK’ye Göre Ama Biraz Daha Eğlenceli!

Hepimiz bir şekilde gün içinde en az bir kez bir şeyleri öteleriz, değil mi? “Bugün spor yapacağım, ama yarına erteleyeyim!” ya da “Ödevimi yapmam lazım, ama bu diziyi bir bölüm daha izleyeyim!” diye kendimizi kandırırken farkında olmadan ötelenmeye adım adım ilerleriz. Ama şimdi soruyorum: Ötelenme nedir? Herkesin hayatında bir şekilde yer eden bu kavramı biraz daha derinlemesine incelemeye ne dersiniz? Klasik TDK tanımının ötesine geçip, hep birlikte, eğlenceli bir şekilde bu kelimenin hayatımıza nasıl etki ettiğini keşfedelim!

Ötelenme Nedir? TDK’nin Resmi Tanımıyla Başlayalım!

Türk Dil Kurumu (TDK) kelime anlamı olarak ötelenmeyi, “Bir şeyin yapılmasının sürekli ertelenmesi durumu” olarak tanımlar. Yani, bir işin yapılması gereken zamanı geldiğinde, o işin ya ertelenmesi ya da sürekli olarak başka bir zaman dilimine kaydırılmasıdır. TDK’ye göre, aslında ötelenme, küçük bir kaçış stratejisi gibidir. Zihnimiz, bir işin üzerindeki baskıyı hissetmektense, “Yarın yaparım,” diyen rahatlatıcı bir yanıtla kendini tatmin eder. Fakat ne yazık ki, bu “yarın” dediğimiz şey genellikle hiç gelmez, değil mi?

Erkekler ve Ötelenme: Stratejik Bir Hamle mi?

Erkeklerin çoğu için bir meseleyle karşılaştıklarında, çoğu zaman çözüm odaklı olurlar. Ama ötelenme dediğimizde, bazen stratejiyi biraz kaybedebilirler. Mesela Ahmet’i ele alalım. Ahmet, ertelenebilecek her şeyin ertelenmesinin bir strateji olduğuna inanır. Yani, eğer bir işin yapılması gerekiyor ama bu iş can sıkıcıysa, o zaman "Bunu yapmanın tam zamanı değil" deyip erteler. Hedef: Her şeyin en uygun zamanına kadar beklemek.

Evet, çok stratejik bir yaklaşım gibi görünebilir. “Bu işi bugün yapmam gerekir, ama gerçekten yapmak zorunda mıyım?” diye kendisine soran Ahmet, aslında işin ertelenmesinin kendisine stratejik bir avantaj sağlayacağına inanır. Çünkü o anda işleri biriktirip, sonra tek seferde çözme planı yapmaktadır. Ama sonrasında fark eder ki, işler o kadar birikmiştir ki, bir anda devasa bir yük haline gelir. O yüzden erkeklerin bu stratejik erteleme eğilimleri bazen komik bir şekilde fiyaskoya dönüşebilir.

Kadınlar ve Ötelenme: Empatik Bir Yaklaşım mı?

Kadınlar içinse ötelenme biraz daha farklı bir boyutta şekillenir. Zeynep’i düşünelim. Zeynep’in ertelenmeye yaklaşımı, yalnızca görevler üzerinden değil, aynı zamanda etrafındaki insanların duygularına odaklanarak şekillenir. Ötelenme, bir yandan yapması gereken şeyleri erteleme şekli olabilir, ancak Zeynep için bunun daha büyük bir anlamı vardır. Zeynep, bazen “Bugün anneme gideyim, ama işleri bitirip sonra gideyim,” diye ertelediği zaman, bir bakıma diğer insanlarla ilişkisini biraz daha ön planda tutmak istemektedir.

Çünkü Zeynep için işler bazen yalnızca fiziksel görevlerden ibaret değildir. Ötelenmenin bir tür "empatik erteleme" şekli olduğunu görebiliriz. Yani Zeynep, başkalarına karşı olan sorumluluklarını ve onlarla kurduğu ilişkileri önceleyerek, yapılması gereken işleri erteleme yoluna gider. Bu şekilde, sosyal bağlar ve ilişkiler, onun gündeminde her zaman biraz daha önde yer alır.

Ötelenme: Sosyal Bir Problem mi, Stratejik Bir Seçim mi?

Peki, gerçek hayatta ötelenme sadece kişisel tercihlerle mi ilgili? Yoksa, toplumsal bir problem haline gelmiş olabilir mi? Ötelenme, modern dünyada, özellikle de dijital çağda sıkça karşılaştığımız bir kavram haline gelmiş durumda. Yapmamız gereken işleri erteleme, zaman yönetimi konusunda hepimizin başına gelebilecek bir sorun. Teknoloji, sosyal medya, internet gibi unsurlar, insanların dikkatini dağıtarak işlerini ertelemelerine yol açabiliyor. Bir bakmışsınız, günün yarısı sosyal medyada gezinmekle geçmiş, yapmak istediğiniz işlerse listeye eklenip bir kenara itilmiş.

Bu durumda, sosyal medya ve dijital dünya bir nevi "ötelenme enstrümanı" haline gelmiş oluyor. İnsanlar bir yandan önemli görevlerini erteleyip, bir yandan da çevrimiçi etkileşimlere kapılabiliyorlar. Peki, bu durum uzun vadede nasıl bir etki yaratıyor? Zihinsel sağlığımıza zarar mı veriyor, yoksa sadece anlık rahatlamayı mı sağlıyoruz? Düşünmek gerek.

Ötelenmenin Zararları: Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ötelenme, kısa vadede rahatlama sağlasa da, uzun vadede kişiye ciddi bir baskı yaratabilir. Yani, işler sürekli olarak birikmeye başlar ve sonunda kişinin zihinsel sağlığına zarar verir. Ayrıca, erteleme süreci, kişide suçluluk duygusu, stres, kaygı gibi duygusal zorluklara yol açabilir. "Yarına erteleme" alışkanlığı, kişiyi daha az verimli hale getirebilir ve yapılacak işlerin büyüklüğü, korkulacak bir yığılma yaratabilir.

Peki, bu durumda neler yapılabilir? Birincisi, küçük adımlarla başlanabilir. Yani, yapılması gereken işleri bölmek, onları küçük, yönetilebilir parçalara ayırmak, erteleme alışkanlığını kırmanın etkili bir yolu olabilir. Belki de, her gün bir işin üzerine gidip başlamak, sonunda büyük bir yükten kurtulmanıza neden olabilir. "Bugün bunu yapacağım," diyebilmek, ertelemenin önüne geçmek için iyi bir çözüm olabilir.

Sonuç: Ötelenme ile Barış Yapmak Mümkün mü?

Sonuç olarak, ötelenme aslında hayatımızın bir parçası haline gelmiş, herkesin zaman zaman deneyimlediği bir şey. Ancak bunun bir alışkanlık hâline gelmesi, verimliliğimizi olumsuz etkileyebilir. Erkeklerin stratejik bakış açısı ve kadınların empatik yaklaşımı ile ele alınan ötelenme, farklı kişisel yaklaşımlarla şekillenen bir konu. Bu konuda, aslında hayatın her alanında dengeyi bulmak önemli: Hem görevlerimizi ertelememek, hem de insanlarla kurduğumuz ilişkileri unutmayarak dengeyi sağlamak.

Sizce, hayatın bu "ötelenme" kısmı aslında kaçınılmaz mı? Yoksa biraz da stratejik bir seçim mi? Yorumlarınızı merakla bekliyorum!
 
Üst